ebedî öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ebedî öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2008 Perşembe

En aquesta facultat es fa vaga!*

Açıkçası, son yazıyı yazdığım günden beri aklımdan bir sürü fikir gelip geçti; ama hiçbirini yazıya dökecek ilginç bir konuya çeviremedim. Şimdilik size bu haftanın en önemli gündem konusundan bahsedeyim diyorum:

Fakültedeki 'grev' ya da 'boykot' (ispanyolcası huelga, katalancası vaga).

Bu hafta boyunca öğrencilerin bir kısmı, dekanlıktan izinli olmak suretiyle, Bolonya sürecini protesto ediyorlar. Benzer bir durum UAB'de (Universidad Autonoma de Barcelona) de sürüyor. Öğrenciler fakülte binasına giremiyorlar (kütüphane hariç). Ama hocalara giriş serbest... Kapıda dağıttıkları bir kağıtta boykotun 10 temel sebebini açıklamışlar. Birkaçı şöyle:

- Halihazırda 120 milyon euro borcu bulunan Barselona Üniversitesi'nin, Bolonya sürecine ayrıca para harcamak istemediğinden, akademik kadrodan emekliye ayrılan olmadıkça yeni hoca almamayı planlaması.
- 'Humanities' diye adlandırılan (Sosyal Bilimler?) dalın ve genel anlamda eleştirel düşünceyi geliştirmeye yönelik derslerin öngörülen yeni sistemde küçük görülmesi ve sadece birkaç seçme derse indirgenmesi.
- Bolonya sürecinin üniversite eğitiminin özelleştirilmesi ve elitizasyonu yolunda temel bir adım olması ve bütün sosyal hizmetlerin özelleştirilmesini öngören daha genel bir mantığın üniversite seviyesindeki yansıması olması.
- Ayrıca ders ücretleri artarken ders içeriklerindeki ve işlenişlerindeki değişikler yüzünden eğitim kalitesinin düşecek ama öğrencinin kişisel ders yükünün artacak olması. Başka bir deyişle, hem okuyup hem çalışmanın artık mümkün olmaması. Ki burda çoğu öğrencinin üniversiteden itibaren kendi eğitimini kendisinin finanse ettiği düşünülürse bu çok önemli bir nokta.

Bugün okuduğuma göre UB'deki protestolar 'Eski Bina' denilen ana binaya taşınmış. Üniversite Meydanı'ndan başlayıp Katalunya Meydanı'na kadar sorunsuz giden yürüyüşe protestonun La Rambla'ya sarkmasını istemeyen yerel polis (Mossos d'Esquadra) müdahale etmiş.'Oldukça ılık' bir temas diyebiliriz. Bugün evden pek çıkmadım (hastayım da biraz), muhtemelen akşam haberlerini de izleyemeceğim çünkü boykottan tamamen konformist bir şekilde istifade edip çoktandır görmek istediğim bir filme gideceğim. Dolayısıyla olayların ne boyutta bir yankısı olur tam bilemiyorum. Ama ev arkadaşıma bahsettiğimde 'Amaaan yine mi! Hiç şaşırmadım, hep aynı şey...' gibi bir tepki aldığımdan hayatımda büyük bir travma beklemiyorum önümüzdeki günlerde. Zira şunu da belirtmek gerek: Bugünlerde İspanya'nın pek çook noktasında türlü türlü sebeplerden bir çok eylem mevcut. Yani bu olayı gölgede bırakabilir diğer haberler.

Bahsettiğim haberi şurda okuyabilirsiniz. Öğrencilerin açtığı pankartta 'Dün lisans mezunu, bugün yüksek lisans mezunu, yarınsa işsiz!' yazıyormuş. Haberin altındaki yorumlarsa ilginç. Okuyucuların bir kısmı protestocu öğrencileri tembel sistem karşıtları olarak değerlendirip, 'bunlar zaten şu anda da başarısız olan öğrencilerdir' derken eyleme katılıp, eve dönüp habere yorum yazanlar da önce yüksek notlarını belirtip sonra 'bazılarının eylem yapmayı bilmiyor olması Bolonya'nın süper bir şey olduğu anlamına gelmez' türünden cevaplar vermişler. Ayrıca yorum yapanların önemli bir bölümü Bolonya'nın 'parayı veren düdüğü çalar' sistemini getireceği yolundaki kaygılarını paylaşmış.

Diğer taraftan, 18 Kasım Salı günkü gazetede (La Vanguardia) Bilim Ve Yenilik Bakanı Cristina Garmendia'yla(Ministra de Ciencia e Innovación)yapılan bir röportaj okudum. Bakan Garmendia 17 Kasım'da Pompeu Fabra Üniversitesi'nde (Barselona) 2015 Stratejik Planı'nı anlatmış. Tahmin edebileceğiniz gibi, bakanın Bolonya hakkındaki görüşü öğrencilerinkiyle tamamen zıt. Kendisi Bolonya konusunda öğrencilerle yeterli diyalog sağlanamadığı görüşünde. Ona göre, Bolonya projesinde eğitim-iş ikilisyle ilgili çözüm önerileri de mevcut ve bu öneriler öğrencilerle yeterince paylaşılmamış.

Röportajda üniversite özerkliği, akademik alanda uluslararası yarışa dahil olabilmek için yabancı dil eğitiminin (dikkatinizi çekerim: yabancı dilde eğitim değil!) önemi gibi başka konulara da değiniliyor. Ama daha fazla detaya girip de sizleri sıkmak istemiyorum. Yalnızca bu dil meselesine daha sonra enine boyuna değinmeyi umuyorum.

Heyecanlı günler dilerim!


* Bu fakültede grev var!

29 Eylül 2008 Pazartesi

Vuelta al cole!

'Vuelta al cole' İspanyolların önemli bir kısmı için Eylül ayının en büyük olayı. Türkçesi 'Okula dönüş', yani ilköğretim okullarının ve liselerin açıldığı gün. Ama tabii okula dönüş hakkındaki haberler, hazırlıklar bir ay öncesinden başlıyor. Bir de, okulun ilk günü akşamı bütün ana haberlerde Kral ve Kraliçe'nin torunu, Asturias prenslerinin kızı Leonor'un okuldaki ilk günü tekrar tekrar verilmek suretiyle aklımıza kazındı... Kraliyet Ailesi fenomenine henüz alışabilmiş değilim ama İspanyol basınının onlara bu kadar yer ayırması sayesinde buna da çabucak alışacağıma eminim.

Tabii okullar açılalı bir 10 gün kadar oluyor aslında. Ama benimki daha bugün başladı =) Burada anlatıp da sizi sıkmak istemediğim bazı sebeplerden biraz stresli bir başlangıç oldu benimkisi... Yine de nihayet dersler, sınıf arkadaşlıkları, kısacası sosyal hayata uyum süreci başladı, heyo! Ben de kendimi prenses gibi hissettim bugün =P Gerçi beni okul kapısında kameralar beklemiyordu ama, olsun. Bir de bugüne kadar pek çok 'okula dönüş' yaşamış olmama rağmen derslerin ilk gününün benim için hala çok-anlamlı bir olay olduğunu fark ettim.

İlk gün tanışalım kaynaşalım diye öğrenciler ve hocalar için bir kokteyl hazırlamışlar. Kokteyli açan bölüm başkanımız 'Katalanca çok kolay, zaten 2 haftada öğrenirsiniz, ondan sonra hep katalanca konuşucaz' deyince gülümsemeyle karışık hafif bir mırıltı oldu salonda. Aslında haklı galiba. Zira lafa katalanca girmişti önce. Sonra biri 'Öğrencilerin çoğu yabancı, ispanyolca konuşalım bence' deyince 'castellano'ya döndü bölüm başkanımız. Ama bu arada anlattıklarının da hepsini anlamış olmaktan duyduğum, bir şeyi ilk defa başarmış küçük çocuk gururumu sizlerle paylaşmak isterim =) Dersler katalanca olacakmış ama ödevlerimizi pek çok dilde yazabilecekmişiz. En azından ispanyolca, fransızca ve ingilizce. Yine de, ilk dersimin hocası dersi ispanyolca yapacağını söyleyerek beni biraz olsun rahatlattı. -Her geçen gün İspanyol Pansiyonu'nun gerçekçi taraflarını keşfediyorum: ev arama macerası, katalanca dersler vb-

Okula başlamanın bir güzel tarafı da sonunda İspanyolların (ya da Katalanların) arasına karışmak oldu. Etrafımda almanca, rusça, danca, ingilizce değil de ispanyolca ve katalanca duymaya başladım artık. Ki ikisi de duymaktan ayrı bir zevk aldığım diller olduğundan pek bir mutluyum. Hatta bugün, sınıf arkadaşlarımla konuşurken, ispanyolca dinlemenin verdiği mutluluktan arada bana sordukları soruları bir iki saniye gecikmeyle algıladığımı fark edince biraz telaşlandım =) Bu duruma alışıp toparlanmam gerek.

Sınıfa gelince, şimdilik dünya karmasına katılanlar -Türkiye dışında- şöyle: Estonya, Romanya, Polonya, Yunanistan, İtalya, Fransa, Kolombiya, Meksika, Brezilya, Şili, Arjantin ve biraz da İspanya... Sınıftaki herkesin sempatik olması, daha tanışmamış olanların bile şakalaşması da bir başka güzel durum. Ayrıca bu kadar farklı ülkeden öğrenci olması ilk dersin hocasını çok memnun etti (Bu arada ilk ders 'Görsel Kültür' olduğundan bizim kültürel farklılıklarımızın kendisi için büyük bir avantaj olacağını düşünüyor hocamız).

İyi bayramlar ve Bona nit!